17 Haziran 2016 Cuma

JOBS’UN KAYNAKLARI

JOBS’UN KAYNAKLARI

Steve Jobs



Suriye doğumlu John Jandali ve  Joanne Schieble öğrenciydi. Joanne’nin babası flörtleşmelerini istemediği için Steve doğar doğmaz evlatlık verilmişti. Kimden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Tabi ki Steve Jobs’tan.

Clara ve Paul Jobs çifti maddi açıdan zengin olmasalar da sevgi konusunda çok zenginlerdi. Hayata sarsıntılı bir başlangıç yapan Steve, Jobs çiftinin evladı olduğu için şanslı bir çocuk oldu her zaman. Parlak bir zekaya sahip olduğu kadar da aykırı bir insandı. Büyüyüp şirket basamaklarını adım adım çıkarken de aykırılıklarından ödün vermedi. Ofiste en gündelik kıyafetler giyer çıplak ayakla gezmeyi severdi.

İşte bu aykırı ama bir o kadar da muhteşem olan insana ilham veren insanlardan bahsetmek istiyorum biraz da.

THOMAS EDISON

Thomas Edison

Jobs birçok kez çağımızın Edison’u olarak nitelendirilmiştir. Bu iddiaya kim hak verirse versin Amerikan mucidin hayranıydı Jobs.

Thomas Alva Edison 1847’de Ohio’da doğmuş ve Jobs gibi aykırıksı bir tip olarak büyümüştü. Sorunlu bir öğrenci olduğu için okuldan da atılmıştı. Bir süre evde annesi tarafından eğitim gören Edison Bilim konusunda çok meraklıydı. Bilime karşı büyük potansiyele sahipti. 21 yaşında ilk icadını yapmıştı: Elektrikli oy kaydedici. 1871’de Newark, New Jersey’de büyük bir fabrika ve laboratuvar yaptırdı. Burası  “İcat fabrikası” olarak biliniyordu. 3 yıl sonra yeni bir telgraf sistemiyle ilk ticarisini elde etti. Laboratuvarın eserleri arasında; gramofon, gelişmiş bir telefon vericisi, bir elektrikli kalem ve son olarak da en ünlüsü elektrik ampülü bulunuyordu. Edison bir de en çok kar getirecek projesi olan aküyü üretti. 1931’de öldüğünde Edison ismine kayıtlı 1.093 patent vardı. Bu durum Jobs’un geniş koleksiyonunu bile gölgede bırakır.

EDWIN LAND

Land

Jobs’un gerçek kahramanlarından biriydi. Jobs en çok Land’ın  neyine hayrandı biliyor musunuz? Şirketi Polaroid’i zirvede tutuşuna.

Land 1909’da,Bridgeport, Connecticut’ta  doğdu.1932’ de üniversitedeki eğitmenlerinden biriyle Land Wheelwright Laboratories’i kurdu. 1937’de şirket marka değişikliğine giderek Polaroid Corporation ismini aldı. Jobs gibi o da işin düşçülerle yöneticiler arasında bir ortaklık olması gerektiğine inanıyordu.

AKIO MORITA

morita

Sony’nin kurucusu ve Jobs’un arkadaşıydı. Hatta Morita Jobs’a orijinal Walkman’lerden birini vermişti.

1921’de Nagoya’da doğan Morita’nın kaderinde ailesinin üç asırlık tarihi bulunan sake işinde çalışmak varmış gibi görünüyordu. Ama elektroniğe çok daha büyük ilgi duyuyordu. Hatta II. Dünya Savaşı’nda aktif görev yapmış ve elektrik mühendisi Masru Ibuka ile tanışmıştı. Savaştan sonra ikisi beraber Tokyo Telecommunications Engineering Corp.’u kurdular. İşler ilk başta pek iyi olmasa da 1950’de Japon pazarının ilk manyetik teybiyle iyi gitmeye başladı. 1955’te transistörlü cep radyosunun çıkışıyla daha da büyük başarı geldi. 1958’de adını Sony olarak değiştiren şirket, üç yıl sonra New York Borsası’nda kote olan ilk Japon şirketi oldu.

Son olarak Morita’nin, Jobs’u akla getiren iki sözünü belirtmek istiyorum. İlki, yöneticinin işteki yeri üzerine: “İnsanların takım ruhuyla bir araya gelebileceği ve teknolojik kapasitelerini gönüllerince kullanabilecekleri şartlar yaratmaya çalışırız.” İkincisi ise inovasyona dair: “ Halk neyin mümkün olduğunu bilmiyor. Biz biliyoruz.”

Katkılarıyla

15 yorum:

  1. Ahh bir Jobs hayranı olarak bu yazıya bayıldım. Ellerine sağlık. Böyle beyinler kolay yetişmiyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Jobsla ilgili yazılar incelemeler devam edecektir.Beklemede kalın :)

      Sil
  2. Genel olarak baktığımızda aykırı insanlar başarılı olunca dahi oluyor, başarısız olunca deli deniyor. Ayrıca başarılı insanların motivasyon kaynaklarını bilmek yararlı olur.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana diyecek söz bırakmadın Turgay abi yorumun için teşekkürler :)

      Sil
  3. Yüreğinize, kaleminize ve emeğinize sağlık. Ben de yazıyorum, paylaşır ve takip ederseniz sevinirim. Sevgiyle kalın.
    nidakorkmaz.blogspot.com.tr

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Link paylaşmazsanız sevinirim ben sizin blogunuzu bulurdum :)

      Sil
  4. Ölmeden önceki o etkileyici konuşmasını hatırladım...

    YanıtlaSil
  5. Aaa!! Emre'ciğim ben bu yazılarını görmedim çünkü yeni yazıların panelime düşmemiş. Son yazın olarak çocuklara istismar vardı ve ona da tıklayınca "maalesef aradığınız ....işte bu blogda yok" diye bir cümle çıkıyordu. Ben, eyvah bloğunu mu kapattı diye tekrar ana sayfaya tıkladım. Bu yazını gördüm, yorumlardaki tarihler haziran olunca panelime düşmediğini anladım. Bilgin olsun..

    Neyse konuya geleyim:) evet ne kadar ilginç değil mi? Bizde olsa çıplak ayakla dolaşıyor diye neler derler:)))Edison'u da çocukken neredeyse geri zekalı muamelesi etmişler. :(

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu ülkede ne Zeki'lere ne de zekadan yoksun olanlara gereken ilgi gösterilmiyor.Belki de bu yüzden bu haldeyiz şuan :)

      Sil
  6. Güzel bir yayın olmuş emre, hayranı, ilhamı olduklarını derlemek iyi fikir 😉 Kalemine sağlık...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sitemi ziyaret ettiğin için çok teşekkür ederim korefenomeni :) yorumun benim için çok önemli :)

      Sil
    2. Ne demek emre, geri kalıyorum ziyaretler de 😯

      Sil
  7. Çok güzel bir yazı olmuş. Hem de akıcı. Kalemine sağlık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Rica ederim Cem kardeşim :) okuyup beğenmene sevindim

      Sil